KÖY ENSTİTÜLERİNİ ARAŞTIRMA VE EĞİTİMİ GELİŞTİRME DERNEĞİ

 İstiklal Caddesi, Suriye Pasajı, Kat: 4, No:15-16 VATEV Tünel, Beyoğlu

Tel:  0212 292 00 69 Fax: 0212 292 00 70

(Sekreter pazar pazartesi hariç saat: 13.00-17.00) Fax: 0212 292 00 70

e-posta: kaveg@koyenstituleriegitim.org

 

TONGUÇ BABA

Otlar böcekler gibiydik bozkırda

Acılarda gökyüzü kadardık

Birden geçerdi zamanın karanlığı

Yorgun öküzler kara sabanlarla

Unutulmuş unutulmuş unutulmuş köylerdik

 

Sonra sen geldin nisanlar geldi

Durdu o içimize akıttığımız kan

Yenilendi gücümüz bembeyaz

Köyler babası halk babası

Bize çalışmaya başladı tarlalar

 

Komadı karanlığın ağaları

Ülke uyansın ülke çiçeğe dursun

Komadı aydınlıktan korkanlar

Terledin dayattın bizim için

Hep Cilavuzlar Kepirler Hasanoğlanlar

 

Adın bir destan şafağı işte

Umudu sevinci büyütüyor okullar

Halk babası köyler babası

Ha desen horona kalkar milyonlar

Sen Anadolu’sun halksın köylersin

 

Mehmet Başaran

(Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu)

 

 

YADIRGADILAR BİZİ

Urbalarımız bozdu

Toprak renginde

Yamasız temiz

Öyle uydu sırtımıza

Nedense yadırgadılar bizi

 

Potinlerimiz beykozdu

Beykozun içinde ilk kez

Çorap gördü ayaklarımız

Okşar gibi giydik ikisini de

Nedense yadırgadılar bizi

 

Yüzlerimiz güneş yanığı bronzdu

Ellerimiz katı katı

İş görmekten

Başlarımız dik

Kendine güvenmekten

Nedense yadırgadılar bizi

 

Bilgi kentin tekelinde yozdu

Kız kaçar gibi geldi bize

Ne çok severmiş doğayı

Ekmek su yerine geçti yanımızda

Boy verdi ağaç ağaç yapı yapı

Nedense yadırgadılar bizi

Köy yolları göklere dek tozdu

Okundukça kitap

Sallandıkça kazma kürek

Kitabın kabında

Kazamanın sapında

Köy köy diye gümbürderdi yürek

Nedense yadırgadılar bizi

 

Köy çok sayımız azdı

Düşümüze girdi köyler

Yeni baştan kurduk kafamızda

Umut ocakları tüttü yirmibir yerde

Nedense yadırgadılar bizi

 

Yazımızı yazanlar kara yazdı

Başımıza yıkıldı tasarladığımız köyler

Umutlarımız boğuldu doğmadan

Suç sayıldı çalışmak

Suç köy köylü demek

Hala nöbet tutuyor

Dizleri göğsümüzde

Elleri boğazımızda kara yazı yazanlar

Nedense yadırgadılar bizi

 

Kuyumuzu kazanlar derin kazdı

Sizin olsun sizden gelen bana

Sizin bu boyun bağı

Özledim boz urbayı

Bırakın elimi kolumu

Özledim doyasıya çalışmayı

Nedense yadırgadılar bizi

 

Dilimizde türkü elimizde sazdı

Köylerden geldik tek tek

Biriktik öbek öbek

Çalıştık küme küme

Kapanmadan görürse gözlerim

Yeniden açıldığını Enstitülerin

Yanmam öldüğüme

Nedense yadırgadılar bizi

Haşim Kanar (Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü mezunu)

    ZİRAAT MARŞI

     Güfte: Behçet Kemal ÇAĞLAR

     Beste: Ahmet Adnan SAYGUN

 

 Seslendirenler:

 Özhan Unakıtan:Bas , Gökhan Ateşalp: Tenor

 Sinem Yalçınkaya: Alto , Yılım Ceceloğlu: Soprano

 Piyano ve kayıt: Barış Özesener

 

Sürer eker biçeriz güvenip ötesine

Milletin her kazancı milletin kesesine

Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ ün sesine

Toprakla savaş için ziraat cephesine

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz

Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz

 

İnsanı insan eden ilkin bu say bu toprak

En yeni aletlerle en içten çalışarak

Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak

Kafa dinç el nasırlı gönül rahat alın ak

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz köküyüz

Biz yurdun öz sahibi efendisi köylüyüz

 

Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği

Yıkıyor engelleri, ulus egemenliği

Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği

Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği

O BİR KÖY ENSTİTÜSÜDÜR

 

Çoktan yıkılıp gitti Atina

Mermer yapıları, ünlü yargıçları toz

Ama Sokrates

Egemen kılıyor bin yıl sonra da

Yöreye dostluğu, aklı

Başlıyor Diyanisos şöleni ve imece

 

Anitosları Meletosları günümüzün

Bu kez boşuna yırtınmanız

O bir Köy Enstitüsüdür her yerde

Bilge toprağı Anadolu’mun

Erdirir başakları, üzümleri, sevinci

“Hitit Güneşi’nde...

 

Bakarsın Montaigne’dir kendini açıklar

Nazım’dır söyler yiğit şiirini

Rakı içer Tonguç’la akşamları

Taş kırar, yol döşer sabahlara dek

Işır karanlığın dibinde

“Roma Mozaikleri”

 

Merhaba Yunus, merhaba Hayyam

Merhaba altın hasatlar

Dilinde türküsü “Halk Ana”nın

Bal peteğine döndürmüş günü

Derken çağın karanlığını sarsan

Taptaze bir Babeuf rüzgarı

Merhaba yaşamak

 

Merhaba evren

 

Mehmet Başaran